Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Teknoloji Bağımlılığı Olan Ergenlere Nasıl Yardımcı Olabilir?

Birçok ergen, boş zamanlarının her dakikasını telefonlarında, video oyunları oynayarak veya dizüstü bilgisayarlarının ekranlarında kaybolarak geçirir. Bir medya şirketinin yaptığı araştırmaya göre, ergenler (13-18 yaş) artık günde yaklaşık dokuz saat ekran başında geçiriyorlar. Üstelik bu ekran zamanına ev ödevleri ve okulda ekran başında yapılan etkinlikler dahil değil…


Bilinçli farkındalık (mindfulness) ile ilgili çalışmalar yapan eğitimciler, öğrencilerin giderek daha fazla can sıkıntısı, yalnızlık gibi duyguları hissettiği ve rahatsızlık veren duygularla nasıl başa çıkacaklarını bilmediklerine dikkat çekiyor. Araştırmacılar, ekran başında uzun süre vakit harcayan öğrencilerde dikkat dağınıklığı, dürtü kontrol eksikliği, yüksek düzeyde depresyon ve kaygı olduğunu düşünüyor.

Bunun üzerine, Amerika’daki bilinçli farkındalık eğitimcileri teknolojinin nasıl daha büyük bir niyetle kullanılacağına dair özel müfredat ve uygulamalar oluşturuyor. Yaklaşımları 3 temel farkındalık becerisine odaklanıyor. Bunlar; düşünceleri izlemek, başkalarıyla ve doğayla iç içe olmak, öz şefkat…


Düşünceleri İzlemek

Amerika’daki bir okulda farkındalık programları direktörü olan Doug Worthen, ergenlerin düşüncelerine dikkat ederek telefon kullanımlarının ardındaki niyetleri anlamaya başlayabileceğini açıklıyor. Biriyle mi bağlantı kuracaklar yoksa bir duygudan mı uzaklaşacaklar? “Ergenlerin bu dürtülerin kalıcı olmadığını da görmelerini istiyoruz. Gelip gidiyorlar. Onlara göre hareket etmek zorunda değilsin” diyor.

İşte Worthen’ın teknoloji farkındalığı oturumlarında düşünceleri izlemek yaptırdığı bir örnek;

Ergenlerden telefonlarını yanlarına yere koymalarını isteyerek başlıyor ve bir vücut taraması meditasyonu yaptırıyor. Ardından telefonlarını almalarını ve cihazı ellerinde tutmalarını ister. Dikkatlerini geniş tutmalarını, bildirimleri kontrol etme dürtülerini fark etmelerini ve vücutlarında ne tür duyumlar bulduklarını keşfetmelerini ister. Ergenler daha sonra telefonlarını açar ve parmaklarının nereye gittiğini izlerler. Hangi uygulamalar onları çekti? Niyetleri nedir ve her tıklamayla ne elde etmeye çalışıyorlar?


Başkalarıyla ve doğayla iç içe olmak

Teksas'taki St. Andrews Okulu'nda farkındalık bölümü başkanı.Adam Ortman, ergenlerin çiftler halinde ve doğada farkındalık uygulamaları yapmalarını sağlayarak, öğrencilerin gerçek dünyadaki hayatın neşesini, büyüsünü ve güzelliğini görmelerine yardımcı oluyor. Gençler günlerinin çoğunu teknolojiyle tek yönlü bir alışverişte geçirdiklerinden, sözlü olmayan ipuçlarını nasıl okuyacaklarını veya fiziksel olarak başkalarıyla nasıl var olacaklarını pratik yapmıyorlar. Ayrıca doğal dünyayla etkileşime girme duyusal deneyimine sahip değiller. Ortman, "Birinin yanında oturup ekrana bakarken, onlarda neler olduğuna dair belirsiz bir izleniminiz var ve bu nesil bundan memnun olmayı öğreniyor" diye ekliyor.

Ortman’ın uyguladığı bir bilinçli farkındalık egzersizi;

Ergenlerden eşlerinin hareketlerini ve yüz ifadelerini eşleştirerek ve kopyalayarak yansıtma etkinlikleri yapmalarını ister. Bunu yaparak, ergenler kendi bedenlerinin ve partnerlerinin bedenlerinin farkına varırlar. Yansıtma, öğrencilerin taklit yoluyla öğrenmelerine, yakınlık kurmalarına, başkalarının eylemlerinin anlamını veya niyetini anlamalarına ve başkalarının neler yapabileceğini tahmin etmelerine yardımcı olur.

Ayrıca öğrencilere Metaverse'de (sanal evren) kaçırdıkları tüm duyusal deneyimleri göstermenin bir yolu olarak doğada yürüyüşleri kullanır. “Öğrencilerin doğayla mümkün olan her şekilde bağlantı kurmalarını istiyorum - sadece güneşi veya rüzgarı hissetmek, bir bulutu veya tek bir yaprağı gözlemlemek için bile” diyor.


Öz şefkat

En önemli hedeflerden biri, ergenlerin büyük teknolojinin gücünü ve kendilerini sosyal medyanın zararlı yönlerinden nasıl koruyabileceklerini anlamalarıdır. Farkındalık direktörü Erica Marcus “Öğrencilerin dış doğrulamaya ihtiyaç duymadıklarını görmelerini istiyoruz” diyor. Marcus, ergenlerin teknolojiye yaklaşmalarının kişisel değerlerine, öz-şefkatine ve başkaları için empatiye dayalı olmasına yardımcı oluyor. “Sosyal medyanın yargılayıcılığı, mükemmeliyetçiliği ve 'yetersizlik' duygusunu alevlendirdiğinin farkındayız. Çok akıllı insanların ve bilgisayarların bizim için belirli bir deneyim yaratmaya çalıştığını bilerek, kendimizi buna karşı korumak için ne yapabiliriz? Şefkat ve bağışlama uygulamaları, belki de teknolojinin cazibesine kapılmamak için zihnimize yeni tohumlar ekmeye yardımcı olur.” diye ekliyor.

İşte teknoloji farkındalığı oturumlarında öz şefkati deneyimlemek için yapılan bir örnek;

Marcus, öğrencilerin mükemmellik hakkında konuşmalarını istiyor. Teknoloji firmalarının gençlerin kendileri hakkında kötü hissetmelerinden nasıl yararlandıklarını, teknolojinin gençlerin değerlerini yaşamalarına nasıl izin verdiğini ve nasıl sağlamadığını keşfetmelerine yardımcı olmak için daha geniş bir toplumsal bağlamda sosyal medya etrafında grup tartışmalarına öncülük ediyor. Daha sonra, öğrencilere kendini affetme ve “yeterli” hissetme ile ilgili cümleleri tekrar edecekleri şefkat uygulamalarına öncülük ediyor. Sık sık Eric Kolving'in "Kusurlu olmama izin veriyorum, hata yapmama izin veriyorum" ile başlayan affetme meditasyonunu kullanıyor.







Kaynak

Sarah Robertson’un 23 Mart 2022 tarihli “How Mindfulness Can Help Teens With Tech Addiction?”yazısından çevrilerek düzenlenmiştir.

https://www.mindful.org/how-mindfulness-can-help-teens-with-tech-addiction/



5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör