Atılganlık ve 4 İletişim Türü


Daha sonra ayrıntılı inceleyeceğimiz üzere, atılganlık bir iletişim yolundan daha fazlasıdır. Atılganlık, hayatınızı başkalarının değerlerine göre değil, kendi değerlerinize göre yaşamak anlamına gelir. Bu, kim olduğunuz ve kendinize yeterince saygı duymanızla ilgilidir.

Genel anlamıyla 4 iletişim türü vardır:

· Pasif İletişim

· Agresif İletişim

· Pasif-Agresif İletişim

· Atılgan İletişim

İnsanlarla ne zaman iletişim kursanız, bilseniz de bilmeseniz de bu tarzlardan birini kullanıyorsunuz.

Her birini kısaca gözden geçirelim ve neye benzediğini ve nereden geldiğini açıklayalım.


1. Pasif İletişim

Pasif iletişim tarzı, dikkat çekici davranışlardan tamamen uzak durmak ve çatışmalardan kaçınmakla ilgilidir.

Sıklıkla "akışa devam etme" biçimini alır, sürekli olarak diğer insanların istek ve taleplerine boyun eğer ve kendi arzu ve tercihlerinizi ifade etmekten geri durursunuz. Örneğin;

· -Sadece bu paketleri almak için şehre geri mi döneceksin?

-Evet, sorun değil, zaten araba kullanmayı seviyorum. (Yorgun olsanız ve tüm gününüzü ayak işleri yaparak geçirmiş olsanız bile.)


Pasif iletişimin hiç iletişim kurmamak veya hiçbir şey söylememek anlamına gelmediğine dikkat edin. Bunun yerine, pasif iletişim, genellikle, aslında istenmemesine rağmen, başka birinin önerdiği her şeye katılmaktır.

Ayrıca, pasif iletişim tarzı söyledikleriniz açısından biraz pasif görünse de, yaptığınız şey açısından genellikle pasif değildir. Bu ne demektir? Pasif bir iletişim tarzına sahip insanlar genellikle son derece meşgul ve aktiftirler çünkü sürekli etrafta koşuştururlar ve başkalarının isteklerini yerine getirmek için çok çalışırlar. Aşırı pasif bir iletişim tarzı, hem kronik stresin hem de tükenmişliğin en büyük sebeplerinden biridir.


2. Agresif İletişim

Agresif iletişim tarzı, pasif tarzın tersidir. Başkaları sizden ne isterse onu yapmak yerine, kendi istediğinizi yaptırmaya zorlarsınız.

Başka bir deyişle: Pasif tarzda, kendi hayatınız üzerinde -makul olmayan bir miktarda- kontrolden vazgeçersiniz. Ancak, agresif tarzda diğer insanların hayatları üzerinde makul olmayan miktarda kontrol sahibi olmaya çalışırsınız.

Birkaç örnek:

· O yemeği bir kez daha yemek zorunda kalırsam, kusacağım! Akşam yemeği için hemen başka bir şey bulsan iyi olur. (Belli ki burada bir şeyler yapmanın tek yolu bağırmak.)


· Buradan çık ve mantıklı bir şey söyleyene kadar geri gelme. (Agresif iletişim tarzı devamlı kullanıldığında, o kişide korku ve güvensizlik yaratır.)

Saldırgan bir iletişim tarzı kullanan çoğu yetişkin, korku ve çaresizlik duygusuyla hareket eder (her ne kadar çoğu zaman inkar etseler de).


Agresif iletişim, egoyu beslediği için kısa vadede güçlendirici hissettirse de, uzun vadeli sonuçlar asla tatmin edici değildir ve çoğu zaman güvensizlik duygularını daha da kötüleştirir. Çünkü agresif iletişimi aşırı kullanan çoğu insan, yaşamlarındaki en önemli insanları yabancılaştırır ve giderek daha fazla yalnız ve yalıtılmış hisseder, bu da onların güvensizliklerini besler.


3. Pasif-Agresif İletişim

Pasif-agresif iletişim, pasif ve agresif tarzların birleşimidir. Genellikle hayal kırıklıklarınızı ve memnuniyetsizliklerinizi ifade etme ve aynı zamanda sonuçların sorumluluğundan kaçınma girişimidir.


Dedikodu yapmak, insanların arkalarından kötü konuşmak, başkasının bir açığını ortaya çıkarmak, başkalarının işlerini baltalamak gibi eylemler doğrudan o kişiyle konuşmanın sonuçlarından kaçınmayı içerir. Dolayısıyla pasif-agresif iletişim biçimidir.


İroni de "sadece bir şaka" olduğu için suçu üstlenmekten kaçınan yaygın bir pasif-agresif iletişim biçimidir.


Bir görevi, gelecekte tekrar yapmanız istenmesin diye, kasıtlı olarak kötü yapmak da örnek gösterilebilir. Çünkü, istek ve ihtiyaçlarınızı doğrudan istemenin vereceği rahatsızlıktan (veya olası reddedilmeden) kaçınırsınız.


Pasif-agresif iletişim genellikle kısa vadede işe yarar, ancak uzun vadede çok büyük olasılıkla kötü sonuçlara yol açar. Bunun nedeni, çevrenizdeki insanların eninde sonunda size o kadar sinirlenmesi ve üzülmesidir ki, bu büyük ilişki çekişmelerine ve kayıplara neden olabilir.

Pasif-agresif tarzı düzenli olarak kullanan insanlarda, ikili ilişkilerinde tamamen dürüst olmadıklarını anladıklarından, genellikle zamanla kronik suçluluk ve kaygı oluşur.


4- Atılgan İletişim

Atılgan iletişim şekli, kendi istediklerinizi açıkça ve saygılı bir şekilde istemeniz ve istemediklerinize hayır demeniz anlamına gelir.

Örnek:

· Bu raporun üstünde daha çok çalışmaya ihtiyacımız var. Muhasebeci ile konuşup, birkaç gün içinde bana geri dönsen?


· Onunla işbirliği yapmakta biraz sorun yaşıyorum. Projede daha net tanımlanmış rollerimiz ve hedeflerimizin olması, sorunumuzun çözülmesine yardımcı olabilir.

Birçok insan atılgan iletişimi, kabalık veya agresif olma ile karıştırır. Genellikle bunun nedeni, yaşamlarının erken dönemlerinde aşırı uzlaşmacı veya saygılı olmak üzere eğitilmiş olmalarıdır. Bu şekilde düşünenler kendilerini atılgan olarak hayal ettiğinde saldırgan, kaba veya bir şekilde saygısız hisseder. Bu şekilde büyüdüyseniz, pasif olmanın daha iyi olduğunu düşünürsünüz, dolayısıyla yanlış bir şey yapıyormuş gibi hissedebilirsiniz.

Yine de, insanlarla açık iletişim kurmak -neredeyse her zaman- en etkili yoldur. Çünkü bu hem nasıl hissettiğinizin ve sizin için neyin önemli olduğunun dürüst bir ifadesidir, hem de başkalarına saygılıdır.

Başka bir deyişle, atılgan iletişim, kendinize ve diğer insanlarla saygı duymak anlamına gelir.

Atılgan iletişim şeklinin ne olduğunu daha iyi anlamak için onu görselleştirmeye çalışalım…Wignall’ın “Atılganlık Matrisi” olarak adlandırdığı görsel;





Dört iletişim tarzını daha iyi anlamanın bir yolu, onları iki temel boyut açısından görselleştirmektir: Kendine Saygı ve Başkalarına Saygı. İletişimi bu boyutların her birinde yüksek veya düşük olarak düşünürseniz, dört iletişim tarzı elde edersiniz.

Atılgan iletişim genellikle ideal iletişim yoludur, çünkü; kendinize, kendi istek ve ihtiyaçlarınıza saygınız yüksektir, aynı zamanda diğer kişiye de son derece saygılısınızdır.


Nasıl Daha Atılgan Olunur?


Atılganlık, zaman içinde inşa edilmesi ve geliştirilmesi gereken bir beceridir. Buraya kadar okuduysanız, umarım atılganlığın ne olduğunu ve neden önemli olduğunu iyi anlamışsınızdır. Ancak bunu uygulamaya koymak tamamen farklı bir şeydir.

İşte günlük yaşamda daha atılgan olmaya başlamanın birkaç basit yolu:


Küçük ve yavaş başlayın. Hayattaki diğer herhangi bir beceri gibi, atılganlığın da zaman içinde yavaş yavaş inşa edilmesi gerekir. Bu yüzden her yerde ve her zaman daha atılgan olmaya çalışmak yerine, biraz daha atılgan olmak istediğiniz küçük bir durum seçin. Kendinizi daha güvende hissedene kadar bunun üzerinde çalışın, ardından giderek daha zorlayıcı durumlar üzerinde yavaşça çalışın.


Önceden hazırlanın. Her zaman mümkün değildir, ancak belirli bir durumda daha atılgan olmak için önceden hazırlanabilirsiniz. Örneğin, zor bir konuşmadan önce düşüncelerinizi ve ideal olarak ne söylemek istediğinizi yazmak için 10 dakikanızı ayırabilirsiniz. Bu, düşüncelerinizi düzenlemenize, sohbete gidene kadar daha az endişeli olmanıza ve konuşma sırasında kendinize daha fazla güvenmenize yardımcı olacaktır. Ayrıca, atılganlığı ne zaman ve nerede uygulamaya karar verdiğiniz konusunda akılcı olun.


Atılganlığı değerlerinizle birleştirin. Atılgan olmak zordur. Hem diğer insanların direnci hem de kendi direnciniz ile karşılaşmanız muhtemeldir. Bu direncin üstesinden gelmek için, motivasyonunuzu artırabilir ve biraz zaman ayırarak atılgan olmanın sizin için gerçekten neden önemli olduğunu ve atılganlığın bu değerleri gerçekleştirmenize nasıl yardımcı olacağını açıklığa kavuşturabilirsiniz. Örneğin: İşyerinde daha iyi sınırlar belirlemek, evde eşiniz ve çocuklarınızla birlikte olmanın değerini yaşamanıza yardımcı olacaktır. Bu nedenle, atılgan davranışınızın, değerlerinizle örtüşüp örtüşmediğini netleştirin.


Bilerek mükemmel olmayan kararlar verin. Normalde yapacağınızdan farklı bir şey yaparak, karşınızdaki ile uzlaşmaya çalışabilirsiniz. Karşınızdakini memnun etmeye çalışmadan kendi isteklerinizi açık bir şekilde ifade etmeye odaklanın. Böylece kararlı olma alıştırması yapabilirsiniz.


Aslında yanlış bir şey yapmadığınızda özür dilemeyi bırakın. Çoğu zaman üzgün olduğumuzu söyleriz çünkü bir başkasının rahatsız olmasından rahatsız oluruz ve bu yüzden "her şeyi daha iyi hale getirmek" ve durumun rahatsızlığını gidermek için üzgün olduğumuzu söyleriz. Durun. Diğer insanların duyguları ne sizin sorumluluğunuzdadır ne de kontrol edebileceğiniz bir şeydir.


İyi sınırların nasıl belirleneceğini anlayın. Birisi mantıksız veya sizin de kabul etmek istemediğiniz bir iyilik isterse, hayır demeniz yeterlidir. Daha sonra kendinizi rahatsız hissedeceğinizi ve tüm meselenin bu rahatsızlığa karşı toleransınızı geliştirmek olduğunu anlayın. Tabii ki, bunu küçük, düşük riskli durumlarda kendinizden daha emin hissedene kadar uygulamaya başlayın ve ardından kademeli olarak artırın.


Başkalarının nasıl hissettiğini yönetmeye çalışmayı bırakın. İnsanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamak için çözümler önermek veya bir şeyler yapmak yerine, sadece zor zamanlar geçirdiklerini kabul etmeye ve işi öylece bırakmaya çalışın. İyi bir dinleyici olun, duygularını onaylayın ama onlar için sorumluluk almayın.





Kaynak: Bu yazı Nick Wignall’ın 17 Ağustos 2022 tarihli “How to Be More Assertive” isimli makalesinden çevrilerek düzenlenmiştir. https://nickwignall.com/assertiveness/

4 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör